|
Gebe bir kadın nasıl yaşamalı? Çevresindekiler ona nasıl
davranmalı?
Gebelik normal yaşantıyı değiştirmeyi gerektirmez. Ancak gebe
kadın, mümkün olduğunca sakin, kaygı ve baskılardan uzak
yaşamalı ve dengeli beslenmelidir.
Herşey normal olduğu sürece hareketliliği kısıtlamaya gerek
yoktur. Hamile bir kadın günlük yaşamını ve çevresi ile
ilişkilerini kısıtlamadan devam ettirmeye çalışmalıdır. Gebelik
sırasında kesinlikle sigara içilmemelidir.
Sigaranın bebeğin düşük kiloda doğmasına ve huzursuz bir
bebeklik geçirmesine neden olduğu bilinmektedir. Kocası da,
sigarayı bırakmasa bile, eşinin yanında içmemelidir. Gebe, alkol
kullanmaktan da kaçınmalıdır. Gebenin duygusal dünyasının ne
kadar duyarlı olduğu yakın çevresi tarafından hiç
unutulmamalıdır. Korku ve endişeleri, öncelikle eşi tarafından
özen ve anlayışla karşılanmalıdır. Bu destek yalnızca gebelik
sırasında değil, doğum ve doğumdan sonra bebekle birlikte yeni
yaşantının düzenlenmesinde de devam etmelidir.
Gebe bir kadın hangi hareketleri ve işleri yapmamalı?
Nelere dikkat etmelidir?
Gebe bir kadın vücudunun imkan tanıdığı pek çok işi yapabilir.
Ancak zor işlerden, örneğin ağır yük taşımaktan kaçınması
yararlıdır. Özetle, gebelikten önceki yaşam temposunu,
gerekliyse bazı kısıtlamalarla sürdürebilir. Son aylarda alınan
kilolar nedeniyle hareket kabiliyeti kendiliğinden sınırlanır.
Bu dönemde kendini zorlamamalıdır. Gebenin sürekli oturarak ya
da sürekli ayakta durarak iş yapması bacaklardaki kan dolaşımını
bozabileceğinden sakıncalıdır. Sürekli oturarak çalışan gebeler,
aralıklarla ayağa kalkarak, dolaşmalıdırlar. Sürekli ayakta
durmak gerektiğinde tek ayağını 10 cm. yükseklikte bir desteğe
dayamak ve aralıklarla değiştirmek yararlı olur.
Normal gebelerin sıklıkla şikayet ettikleri rahatsızlıklar
nelerdir?
Normal bir gebelikte bile mide yanması, bulantı, kusma, bel,
kasık ya da baş ağrısı ve yorgunluk hissi gibi şikayetler
olabilir.
Bulantı ve kusmalar bazı gebelerde hiç görülmez, bazılarında da
çok ciddi boyutlara ulaşabilir. Bu şikayetler genellikle
dördüncü aydan sonra kendiliğinden geçer. Rahatsızlığı azaltmak
için öncelikle sık, az miktarda ve istenenlerin yenmesi gibi
önlemler alınır. Bebeğin yeterince beslenemeyeceği endişesiyle
gebeyi istemediği şeyleri yemeye zorlamak doğru değildir. Ortam
değişikliği de yararlı olabilir. Aşırı kusma olduğunda doktorun
önereceği ilaçlar kullanılabilir.
Gebelikte dokuların gevşemesine ve büyüyen rahmin yaptığı
baskıya bağlı olarak bel ağrısı olabilir. Uygun egzersizler ve
yürüyüşlerle kaslar kuvvetlendirilirse ağrılar azalır. Normal
bir gebelikte rahmin her iki yanındaki kordonlar gerilir.
Barsakların hareketleri azalır ve gaz artar. Kasıklarda
dolgunluk hissi ile zararsız kasık ve karın ağrıları oluşabilir.
Hafif baş ağrıları varsa, bu da genellikle gebeliğin ortalarına
doğru, vücut yeni duruma uyum sağlayınca azalır.
Gebe bir kadın nasıl uyumalı? Yatakta dönmek zararlı
mıdır?
Gebe nasıl rahat ediyorsa öyle uyumalıdır. Yatakta dönmenin
hiçbir zararı yoktur. Genellikle sol yan tarafa yatınca daha
rahat edilir. Uzun süre sırtüstü yatmak rahatsızlık verebilir.
Gebelik sırasında cinsel ilişkide bulunulabilir mi?
Sıklığın ve pozisyonun önemi nedir?
Genellikle gebeyken cinsel yaşamı kısıtlamak için bir neden
yoktur. Cinsel ilişki sıklığı ve pozisyonu konusunda çiftler
kısıtlama olmaksızın özgürce davranabilirler. Ancak düşük
tehlikesi, erken doğum tehdidi, kanama, su kesesinin açılmış
olması, rahim ağzı yetersizliği, daha önce düşük ve erken doğum
yapmış olma gibi özel durumlarda kısıtlama gerekebilir.
Gebelik kontrollerinde hangi nedenlerle ve hangi sıklıkla
neler yapılmalıdır?
Anne adayı, gebelikten ilk şüphelendiğinde, doktoruna
başvurmalıdır. Gebelik doğrulandıktan sonra ilk laboratuvar
testleri istenir ve sonuçları incelenir. Bunlar her gebelikte
istenen ve annede bir hastalık olup olmadığını anlamaya yarayan
testlerdir (şeker hastalığı tarama testi, kansızlığı belirlemek
için kan sayımı, kan grubu, idrarda albümin aranması, bebeğin
ultrasonografik incelenmesi vb.) Kontrollerde kilo artışı da
izlenmelidir. Özel durumlarda, annenin ve bebeğin sağlığını
tehdit edebilecek durumları erkenden belirleyebilmek için doktor
başka incelemeler (şeker yükleme testi gibi) de isteyebilir.
Genelikle 18-20. haftadan sonra gerekirse ultrasonografik
inceleme yapılabilir. Bunun bebeğe bir zararı yoktur. Bu
haftadan sonra anne 32. haftaya kadar dörder hafta aralarla
kontrol için gelmelidir. Gebe 34. ve 36. hafta kontrollerinden
sonra doğuma kadar haftalık aralarla takip edilmelidir. Sorun
varsa bu kontroller doktorun isteğine göre sıklaşabilir.
Gebelik sırasında ne kadar kilo alınır? Az ya da fazla
alınmasının sakıncası var mıdır?
Normalde ortalama 11-16 kg arasında kilo artışı olur. İlk üç
ayda 1-3 kg ve daha sonraki aylarda doğuma kadar en çok 10 kg
daha alınması en uygundur. Gebelikte annenin kilosu, gebelik
öncesi kilosu ile ilgilidir. Zayıf bir anne, 18 kg alabileceği
gibi, şişman olan bir anne sadece toplam 6 kg aldığı halde
sağlıklı bir bebek doğurabilir. Fazla kilo alınması aşırı enerji
(kalori) alımını ya da vücutta su ve tuz tutulduğunu gösterir.
Şişman kadınlarda doğum güçlüklerine daha sık rastlanır. Son bir
haftada 1 kg'dan fazla ya da son dört haftada 4 kg'dan fazla
kilo alınırsa bu durumun tansiyon yükselmesi açısından ciddi bir
uyarı olabileceği akla gelmelidir. Az kilo alınması ise beslenme
yetersizliğini gösterir. Böyle bir durumda bebekte gelişme
geriliği olasılığı vardır. Aşırı ya da az kilo alınıyorsa
mutlaka doktora danışılmalıdır.
Gebe bir kadın hangi durumlarda derhal doktora
danışmalıdır?
Gebelikte hiçbir sorun olmasa da kesinlikle sağlık kontrolü
gerekir. Gebelik süresinde ciddi sağlık problemlerine yol
açabilecek bazı özel durumlar olabilir.
Aşağıda altı madde altında toplanan şikayetlerden birisi ile
karşılaştığınızda bu durumu gebeliğinizi takip eden doktora
mutlaka iletin.
1. Gebeliğin son aylarında görülen baş ağrısı, tansiyon
yüksekliği ile ilgili önemli bir belirti olabilir.
2. Gebelikte akıntı olabilir. Ancak aşırı miktarda ya da kaşıntı
ile birlikte görülen akıntı geneklikle mantara bağlıdır. Gebeyi
çok rahatsız ediyorsa tedavi edilmelidir.
3. Gebelikte bacaklarda varisler ve dış üreme organlarında
hemoroid (basur) ortaya çıkabilir veya eskiden olanlar
artabilir. Gebelikte varis için ameliyatla tedavi tavsiye
edilmez. Elastik çorap kullanılabilir. Hemoroid oluşur ve
rahatsızlık verirse, uzun süre ayakta durmamakla şikayetler
azalabilir. Varis ve hemoroid olduğunda, ayakları yukarı
kaldırarak oturmak da yararlı olur. Hemoroid varlığında kabızlık
olmamasına çalışılmalıdır.
4. Rahatsızlık veren kasık sancıları varsa idrar yolu ve idrar
torbası iltihabı açısından kontrol gerekir. Düşük ve erken doğum
riski olduğunda da kasık sancıları ortaya çıkabilir.
5. Vajinadan (hazne, döl yolu) su ya da kan gelmesi, erken doğum
tehlikesi, erken doğum tehlikesi, düşük ya da eş (plasenta) ile
ilgili acil müdahale gerektiren durumlardır.
6. Kilo kaybına yol açabilecek ağır bulantı ve kusma durumunda
da doktora başvurulmalıdır. Bu durumda bazen hastane tedavisi
gerekebilir.
Ayrıca el ve yüzde şişme, bebeğin hareketlerinde azalma, hızlı
kilo alma ya da verme gibi durumlarda da doktora en kısa sürede
haber vermek gerekir.
Gebelik sırasında nasıl beslenmeli neler yenmelidir?
Gebelikte beslenmenin ana ilkesi 'dengeli beslenme'dir.
Bebek için yararlı ya da zararlı olabilecek 'yenmesi gerekenler
ve gerekmeyenler listesi' oluşturmak pratik ve yararlı değildir.
Akılda tutulması gereken, bebeğin gereksinimlerinin çok da fazla
olmadığıdır. Örneğin, anne adayının gebelik öncesi döneme göre
enerji (günlük kalori) ihtiyacı çok fazla artmaz. Çevrenin
gebeye gereğinden fazla yemesi için iyi niyetli baskı yapması,
doğru olmayan ve sakıncaları bulunan bir tutumdur. Öte yandan
gebelikte kilo almamak amacıyla özel bir diyet de
uygulanmamalıdır. Gebe kalmadan önce alınan gıdaya ek olarak
hergün fazladan 1 tabak etli yemek (kuru baklagil olabilir) ya
da 2 yumurta, ayrıca 1 bardak süt, 1 dilim ekmek ve 1-2 tane
meyve (elma, armut, muz, portakal gibi) yenmelidir.
Kansızlık nedir? Kansızlığın olmaması için neler
yapmalıdır?
Gebelikte pek çok sebeple kansızlık görülebilir. Bunlardan en
sık görüleni yetersiz beslenme sonucu oluşan demir eksikliğine
bağlı kansızlıktır. Gebelikte gerek annenin gerekse bebeğin
artan gereksinimi nedeni ile içinde demir bulunan hapların (kan
hapı) kullanılması önerilir. Kan hapları gebeliğin beşinci
ayından doğuma kadar ve doğumdan sonra 1 ay süreyle
kullanılmalıdır. Kansızlık, vitamin eksikliğine bağlı kansızlık
da olabilir. Bu durum yeşil çiğ sebzeleri ve eti yiyen kişilerde
görülür. Bu tür kansızlık bir tür vitamin verilerek tedavi
edilebilir.
Beklenen doğum tarihi nasıl hesaplanır?
Son adet tarihinin ilk gününden sonra geçen zaman hesaplanarak
gebelik yaşı hafta olarak belirlenir. Gebelik süresi ortalama 40
haftadır ve beklenen doğum tarihi buna göre hesaplanır. Bu
süreden iki hafta önce ya da sonra olan doğumlar miyadına diğer
bir deyişle normal süreli doğumlar olarak tanımlanır. Daha fazla
geciken doğumlara doktor müdahale eder ve bebeği doğurtur. Daha
erken doğumlara 'prematüre' (eksik) doğum denir. Bu durumda
bebeğe özel bakım gerekir.
Gebeyken oruç tutulabilir mi?
Gebelikte öğünlerin sık aralarla ve azar azar yenmesi uygundur.
Bebeğin ve annenin ihtiyaçları bunu gerektirmektedir. Anne
adayının bedeni uzun süreli açlığa karşı dirençli değildir.
Ayrıca, gebelikte bulantı, kusma, mide ekşimesi ve mide yanması
olabilir. Bu şikayetler uzun süren açlık dönemlerinde daha da
artabilir. Bu nedenlerle anne ve bebek sağlığı açısından oruç
tutulması doğru değildir. Oruç tuttuğu halde sağlıklı bir bebek
dünyaya getiren anneler olabilirse de bu, her zaman geçerli
değildir.
Bebek ne zaman hareket etmeye başlar? Bazen hiç
kıpırdamamasının nedeni ne olabilir?
Gebeler bebeğin hareketlerini ilk gebeliklerinin 20. haftasında
(4,5 - 5.ay) hissetmeye başlarlar. Sonraki gebeliklerde bundan
iki hafta daha önce hissedilir (18.hafta). Bebek rahim içinde
uyku ve uyanıklık dönemleri geçirir. Uykudaki bebek az oynar ya
da hiç oynamaz. Bu nedenle zaman zaman hareketsiz dönemler
olması normaldir. Ayrıca anne adayının hissedemediği hareketler
olabilir. Anne günlük çalışma temposu içinde bu hareketlerin
farkına varamayabilir. Akşam ve geceleri istirahat halindeyken
daha fazla hareket hissedilebilir. Ancak, gebeliğin son iki
ayında bebeğin her zaman alışkın olunandan daha az hareket
ettiğinin fark edilmesi mutlaka doktora haber verilmesini
gerektirir.
Gebelikte doğumu kolaylaştırıcı egzersiz olarak neler
yapılabilir?
Gebelikte yürüyüş ve hafif beden hareketleri karın kaslarının
kuvvetlenmesini sağlar. Ayrıca gebeliğin solunum kapasitesini de
arttırır. Bütün bunlar doğum sırasında gebenin daha iyi
ıkınmasına yardım eder. Bu egzersizler sırasında anne adayı
kendini aşırı zorlamamaya dikkat etmelidir.
Gebenin sırt kasları, bel kasları ve doğum kanalı kasları güçlü
olmalıdır. Böyle olursa gebelikte ağrılar azalır, doğum yapmak
da daha kolay olur. Bu amaçla gebelik sırasında sırtın gergin ve
dik olmasına, kambur durmamaya dikkat edilmelidir. Bir boy
aynası karşısında duruşunuzu sık sık kontrol edin ve dik durun.
Otururken de sırtın dik durmasına dikkat edilmelidir. Gebelik
sırasında yapılabilecek hafif beden hareketleri aşağıda tarif
edilmiştir:
(Önerilen hareketlerden her gün önceleri ikişer kez yapın. Daha
sonra sayısını giderek arttırarak, hergün 30'ar kez yapar hale
gelebilirsiniz. Bu hareketlerin hepsini birlikte yapamazsanız,
hergün yalnızca bir hareketi yaparak da vücut kaslarınızı
güçlendirebilirsiniz.)
1. Sırt kaslarınızı kuvvetlendirmek için kollarınızı öne
doğru uzatın ve omuz hizasına kaldırın.
Dirseklerinizi bükerek hizayı bozmadan avuçlarınızı birbirine
yapıştırın. Avuçlarınızı birbirinden ayırmadan kollarınızı
başınızın üstünden sırtınıza doğru gerin ve içinizden 10'a kadar
sayarak bu pozisyonda tutun.
2. Bel kaslarınızı kuvvetlendirmek için sırtüstü yere yatın ve
dizlerinizi kırarak ayak tabanlarınızı yere basın. Ellerinizi
beliniz ile yer arasına koyun. Kendinizi sıkarak belinizi yere
bastırın ve 5'e kadar sayın. Bu hareket sırasında beliniz ile
yer arasındaki mesafenin yok olması ya da iyice azalması
gerekir.
3. Doğum kaslarınızı kuvvetlendirmek için ayaktayken kollarınızı
öne uzatın ve sırtınızı dik tutarak, çömelip kalkın.
4. Ayakta dik durarak bir masaya ellerinizle dayanın. Bir
gazetenin çeyrek sayfasını küçük bir top haline getirin ve yere
atın. Çıplak ayağınızın parmaklarıyla bu topu kavrayın. Dizinizi
kırarak topu ayağınızla aynı taraftaki elinize vermeye çalışın.
Bu sırada sırtınızın dik pozisyonunu bozmayın. Daha sonra aynı
hareketi diğer ayağınızla yapın.
Doğumun başlayacağı nasıl anlaşılır? Ne zaman hastaneye
gidilir?
Doktorunuz beklenen doğum tarihini söyleyecektir ama yine de
doğumun hangi gün ve saatte başlayacağını bilmek olanaksızdır.
Doğumların ancak % 5 kadarı, olası doğum tarihi olarak saptanan
günde gerçekleşir. Bu tarihin iki hafta öncesi ve sonrası normal
doğum zamanıdır. Bu dönemde haftalık kontrollere gitmek çok
önemlidir.
Doğumun başladığının habercileri; rahim ağzını kaplayan kanlı
sümüksü bir madde olan 'doğum nişanı'nın gelmesi, bebeğin içinde
bulunduğu su kesesinin açılarak 'suyun gelmesi' ve düzenli
aralıklarla gelen ve giderek sıklaşan 'doğum sancıları'dır.
Bu belirtilerin hepsinin sırayla ve her kadında aynı şekilde
olacağı düşünülmemelidir. Bazı kadınlar nişanı görmeyebilirler.
Suyla birlikte geldiği için dikkatlerinden kaçabilir. Bazen hiç
sancı olmadığı halde su kesesi açılabilir. Sancıyla hastaneye
giden ve su kesesi doktor tarafından doğum anında açılan
kadınlar da vardır. Doğum nişanı görüldüğünde hastaneye gelmek
gerekmez. Ama doğumun çok yaklaştığını bilerek hazırlanmaya
başlayabilirsiniz. Doğumun başlamasıyla gelen su, gebelik
süresince var olabilen beyaz-sarı renkli akıntıdan farklıdır.
Normal su kıvamındadır Genellikle renksiz ya da hafif sarımsı ve
kokusuzdur. Bu sıvı bebeğin içinde yaşadığı su kesesinin
açılması sonucu gelir. Miktarı genellikle iç çamaşırdan
akabilecek ve bacakları ıslatacak kadar çoktur. Nadiren, suyun
geldiği farkedilmeyebilir. Su az ya da çok geldiğinde sancılar
başlamamış olsa bile iç çamaşırına bir hijyenik bağ ya da temiz
bir havlu koyarak derhal hastaneye başvurmak gerekir. Gebeliğin
son aylarında, düzensiz gelip geçici tarzda, kısa süreli,
istirahat edilince azalan ve 'doğuma hazırlık ağrıları' denilen
sancılar olabilir. Her sancıda telaşlanmak gereksizdir. Ama
gerçek doğumun sancıları da başlangıçta düzensiz, süreleri
farklı, istirahatle azalabilen niteliktedir. Bir süre sonra
düzenli bir hale gelirler, daha uzun sürerler ve istirahatle
azalmazlar. Sancılar beş dakikalık aralıklarda tekrarlayan bir
sıklığa ulaştığında daha fazla gecikmeden doktorunuza haber
vermek ya da hastaneye başvurmak gerekir. Ancak trafik
problemini unutmayın!
Sancıların başladığında eşim ve ben ne yapabiliriz?
Öncelikle sakin olun. Sancıların başlaması ile doğumun
gerçekleşmesi arasında belli bir zamana ihtiyaç vardır. Bu
nedenle hemen değil, sancılar sıklaştığında daha önce yapılan
tahlilleri ve aşağıda belirtilen eşyaları yanınıza alarak
öncelikle kontrole gittiğiniz hastaneye başvurunuz. Yapılacak
muayene sonucunda size durumunuz hakkında gerekli bilgi
verilecektir.
ANNE İÇİN
Gecelik ya da pijama, Terlik, Çorap, Emzirme sütyeni, İç
çamaşırı, Hijyenik kadın bağı, Kağıt peçete, Koyu renk havlu ve
sabun, Diş fırçası ve macunu, Sütyen tamponları, Hırka,
Yakınlarının telefon numaraları, Telefon jetonları/kart, Bardak,
Çatal, Bıçak, Hastaneden çıkarken gerekli giyecekler.
BEBEK İÇİN
Bebek bezi, Zıbın-fanila, Tulum, Hırka, Başlık ve Battaniye.
Günümüzde, resmi kurumlarda ve pek çok özel kurumda eşler doğuma
girememektedir. Yakın gelecekte bu uygulamalar değişebilir.
Eşlerin doğuma girmesinin, doğum sancıları çeken bir anne adayı
için önemli psikolojik yararı vardır.
Bugün doğumhaneye giremeyen baba adayları, yine de anne evde
sancı çekerken, doğumdan hemen önce ve sonra özen ve sevgiyle,
annenin tasasını ve kıvancını paylaşarak en güzel desteği
verebilirler.
Doğum nasıl ilerler, nasıl sonuçlanır?
Düzenli aralıklarla, beş dakikada bir en az 30 saniye süren ve
rahimde kasılmalarla birlikte olan kasıkbel sancıları doğumun
başladığını gösterir. Rahim ağzı açıldıktan sonra ağrılar daha
da şiddetlenir ve ıkınma hissi başlar. Bu durum bebeğin başının
doğum kanalında ilerlediğini ve bebeğin doğmak üzere olduğunu
gösterir. Bu sırada eğer hâlâ evdeyseniz hastaneye çok acil
olarak başvurmanız gerekir.
Doğumda mesanenin dolu olması bebeğin ilerlemesini engeller. Bu
nedenle boşaltılmalıdır. Barsakların dolu olması da doğum
sırasında sorun yaratır. Bu nedenle barsaklar hastanede lavman
yapılarak boşaltılır. Lavmanın doğumun ilerlemesi için uyarıcı
etkisi de vardır. Doğumun başlangıcında ya da ilerlemesi
sırasında su kesesi kendiliğinden açılmamışsa doğumu izleyen
sağlık personeli tarafından su kesesinin açılması doğumun
ilerlemesine yardım eden diğer bir işlemdir.
Doğum kanalı tam açılınca normalde önce bebeğin başı, yüzü aşağı
bakacak şekilde doğar. Bebeğin çıkışı tamamlanınca annenin
rahiminde bebeği eşe (plasenta) bağlayan ve içinde damarlar
bulunan göbek kordonu kesilir ve bağlanır. Yenidoğan bebeğin
sağlığı kontrol edilirken annenin doğum işlemi henüz
tamamlanmamıştır. Yaklaşık 15 dakika içinde anne ile bebeğin
birlikteliğini sağlayan plasenta, artık görevi kalmadığından
doğumu yaptıran kişinin denetimiyle kendiliğinden doğar. Böylece
doğum tamamlanır.
Nefes alıp verme alıştırmaları doğumu kolaylaştırır mı?
Sancı sırasında nefes alıp verme ağrıları daha az hissedilerek
geçirilmesine yardımcı olur. Böylece anne daha az yorulur. Doğum
eylemi sırasında sancı aralarında bebeğin daha bol oksijen
alabilmesi, rahim kasının kasılma sırasında yorgunluğunun
giderilmesi için anne rahat rahat nefes alıp vermeli, güzel
şeyler düşünüp gevşemelidir. Sancı geldiğinde derin olmayan
nefesler alarak, sık sık ve az az nefes vermeli, sancı geçene
kadar nefes vermeyi sürdürmelidir. Nefes verirken ağız ıslık
çalar gibi olursa kendinizi daha rahat hissedirsiniz. Sancı
çekerken bebeğin doğacağı son ana kadar da ıkınmamak gerekir.
Neden dikişli doğum oluyor?
Bebek anne rahminden dışarıya doğru ilerlerken doğum kanalı
başın çıkışı için yeterince gevşemeyebilir. Dokuların yırtılacak
kadar gerilmesine yol açan bu durum en çok ilk doğumlarda
görülür. Bu gerilme sonucu kendiliğinden oluşacak yırtıklar
derin olabilir ve onarılması güçtür. Böyle istenmeyen bir
yırtığa neden olmamak için doktorlar dokuyu korumak amacıyla
çıkış bölgesini düzenli ve tamiri kolay olacak bir şekilde
keserler sonra dikerler. Dikiş iplikleri kendiliğinden erir
alınmaları gerekmez. Temiz tutulduğunda kesik yeri bir - iki
hafta içinde iyileşir.
Sezaryen ya da vakumlu doğum neden yapılır? Bu işlemlerin
yapılacağı ne zaman belli olur?
Sezaryen kararı iki ayrı dönemde verilebilir. Bunlardan biri
doğum başlamadan önceki evredir. Anne ve bebek sağlığı nedeniyle
sezaryen yapılmasını gerektirecek bir durum varsa, doktorunuz
bazen doğumun başlamısını beklemeden erken doğum kararı
verebilir. Bazı gebeliklerde ise doğum sancıları başlayana kadar
herşey çok normal seyredebilir, ancak doğum sırasında sezaryen
gerekebilir. Nadir olarak da uzun süre doğum sancısı çekildikten
sonra normal doğum olamıyorsa sezaryen kararı verilmesi
gerekebilir. Hiç bir neden yokken isteğe bağlı sezaryenle doğum
yapılması doğru değildir. Vakumlu doğumda ise bebeği daha hızlı
ve kolay çıkartmak için bebek doğarken başı pompa gibi vakumlu
bir araçla çekilerek yardım edilir. Vakum uygulanan bebeklerin
başında pompanın etkisine bağlı hematon denilen zararsız bir
şişlik oluşabilir. Bu şişlik birkaç hafta içinde kendiliğinden
düzelir.
Doğumun riski nedir? Neler olabilir?
Günümüzde gebelik ve doğumda anne ölümü nadirse de bebeklerin
kaybı görülebilir. Annenin ve bebeğin sağlığı için gebeliğin ilk
döneminden başlayarak gebelik kontrollerine gidilmesi,
kontrollerin düzenli ve yeterli sayıda olması, doğumun iyi
koşullarda yapılması ve yenidoğan bebek bakımının yeterli
düzeyde olması gereklidir. Bu şekilde tehlikeler azaltılır,
ancak yine de tümüyle ortadan kalkmaz. Anne açısından en önemli
riskler; kanama, tansiyon yükselmesi ve mikrop bulaşmasına bağlı
iltihaplanmadır. Doğum normal ilerlerken, meydana gelebilecek en
ufak bir değişiklik bile ölümle sonuçlanmasa da anne için
tehlike oluşturabilir. Bebek için ise en önemli tehlikeler;
oksijensiz kalma, erken doğum ve mikrop bulaşmasıdır.
Hastanelerdeki doğumhanelerde istenmeyen durumlarla
karşılaşmamak ve karşılaşıldığında gerekli girişimleri yapmak
için araç ve gereçler ile bunları kullanacak eğitilmiş kişiler
bulunduğundan, hastane doğumları daha güvencelidir.
Bebek nasıl beslenmeli?
Tüm bebekler ilk 4-6. ayda sadece anne sütü ile
beslenmelidirler. Anne sütü ile bebeğin tüm besin gereksinimleri
karşılanır. Bu dönemde su dahil hiçbir ek besin verilmemelidir.
Her anne bebeğini emzirebilir. Yaşamın ilk 4-6 ayında hiçbir
mama anne sütünün yerini tutamaz. Her türlü koşullar zorlanarak
bebek yalnızca anne sütü ile beslenmelidir. Ancak çok nadir
koşullarda, sağlık personelinin önerisi ile bebeklere mama
verilebilir. Bebeğin ayına göre uygun mamalar vardır. Mamalar
çocuğun beslenmesi ve gelişimini sağlamak içindir, ama biberon
kullanırken ve mama hazırlarken dikkatli olunmazsa bebeğe mikrop
bulaşabilir. Bu durumda biberonun temizlenmesi iyice
öğrenilmelidir. Anne sütü dışında hiç bir besinde, anne sütünde
bulunan ve bebeği mikroplara karşı koruyan özel maddeler yoktur.
Bu nedenle mama ile beslenen bebklerde bazı hastalıklar daha sık
görülür ve sık hastalanmaya bağlı olarak bu bebeklerde gelişme
geriliği ortaya çıkabilir.
Emzirmeye nasıl başlanır?
Bebekler doğduktan hemen sonra emmeye başlayabilirler. İlk yarım
saat içinde annelerine verilerek emzirilmelidirler. Anne sütü
ile beslenmede annenin bilmesi gereken en önemli nokta bebeğini
memeye nasıl yerleştireceğidir. Bebek memeye iyi yerleşmiş ise
etkin bir şekilde emebilir, annenin meme uçları da zedelenmez.
Anne emzirirken değişik durumları deneyebilir. Ancak hangi
durumda olursa olsun, bebeğin yüzü ve vücudu anneye dönük
olmalı, burnu meme başı hizasında bulunmalı ve memeyi vermeden
önce bebeğin ağzını iyice açması beklenmelidir. Emzirme
sırasında annenin memesinde sürekli ağrı hissetmesi, bebeğin
ağlaması, memeyi bırakması genellikle bebeğin yeterince meme
dokusunu ağzına almadığını memeye uygun yerleşmediğini gösterir.
Bebeğin memeyi kavraması için ilk günlerde bebeğini yatarak
emzirmek anne için daha rahat olabilir. Bu durumda, bebek yan
yatmış olan anneye dönük yatırılır. Anne serbest kalan kolu ve
eli ile bebeği memesine yaklaştırabilir. Annenin ve bebeğin
arkasının birer yastıkla desteklenmesi bebeğin yerleşmesine
yardımcı olur.
Bebekler ne zamanlar ve hangi sıklıkta emzirilmelidir?
İlk 2-3 haftada bebek her istediğinde sık aralarla ve gece
gündüz emzirilmelidir. Böylece hem annenin süt yapımı artacak
hem de bebek yeterince anne sütü alacaktır. Daha sonraları
emzirme araları kendiliğinden düzene girer. Beslenme sıklığı
bebekten bebeğe değişir. Bebek ağzını açarak, aranarak, sonunda
da ağlayarak açlığını belli eder. İlk aylarda bebek uyandığında
genellikle açtır ve emzirilmek ister. İlk haftalarda emzirme
aralıkları bir saat, iki saat gibi çok kısa olabilir. Her
emzirme sonrası memede yapılan süt miktarı biraz daha
artacağından, zamanla beslenme aralıkları uzayacaktır. Bebekler
yenidoğan döneminde geceleri de emmek isterler. Gece öğünlerinin
kesilme zamanı bebekten bebeğe çok farklılık gösterir. Genelde
ilk 1-2 aydan sonra gece emzirme sıklığı azalır. Bebek annenin
hemen yakınında ise geceleri emzirmek kolaylaşır ve anne için
yorucu olmaz. Gece beslenmeleri sırasında bebeğin giysileri
ıslak değilse, bebeğin altı değiştirilerek rahatsız
edilmemelidir. Eğer bebek ses ve ışıkla rahatsız edilmeden
emzirilirse beslenme sonunda hem anne hem de bebek kolayca
uykularına devam edebilirler.
Neden bebek hiçbir ek besin verilmeden yalnız anne sütü
almalıdır?
Anne sütü, ilk aylarda bebeğin tüm besin gereksinimlerini
karşılayacak bileşimdedir. Sindirimi kolaydır. Anne sütü ile
beslenen bebeklerin başka bir ek besine veya suya gereksinimleri
yoktur. Anne sütü bebek için gerekli tüm besinleri ve suyu
yeterli miktarda içerir. Çok sıcak havalarda bile anne sütü
bebeğin susuzluğunu giderir. Bebeğe su verilecek olursa, bebeğin
midesi su ile dolacağından anne sütü almak istemeyecektir. Bunun
sonucu olarak da bebek memeyi daha az emecek, yeteril
beslenemeyecek ve memede süt yapımı da azalacaktır. Ayrıca
bebeğe su ile birlikte bazı hastalık yapıcı mikroplar
bulaşabilir.
Bebek yeterli anne sütü alıyor mu?
Her anne, sütünün bebeği için yeterli olduğundan emin olmak
ister. Bebeği çok ağlıyorsa, az uyuyorsa, huzursuzsa, anne
sütünün yeterli olmadığını düşünür ve kaygılanır. Oysa bu
belirtiler, başka nedenlerden de kaynaklanabilir. Böyle
durumlarda anneler çoğu kez bu konuda bilgili bir kişiye
danışmadan ek mamalar vermeye başlarlar. Böylece anne sütü ile
beslenmeden uzaklaşılır.
Her anne doğru bir şekilde emziriyorsa, ilk haftalarda sık ve
geceleri de emziriyorsa, aşırı yorulmuyorsa bebeği için yeterli
süt üretebilir.
Anne sütü bazen geçici olarak azalabilir. Bu durumda anne doğru
bir şekilde ve sık emzirirse süt üretimi hemen artar. Bebek
günde 8-10 kez idrar yapıyorsa, ağırlığı haftada 150-200 g
artıyorsa, 4.aya kadar yalnızca anne sütü yeterlidir. Bundan
sonra kilo artışı devam ediyorsa, bebek 6. aya kadar yalnızca
anne sütü ile beslenebilir. Ancak 6. aydan sonra mutlaka ek
besin vermeye başlamak gerekecektir. Anne sütü 9 aylıktan sonra
çocuğun temel gıdası olmaktan çıkar ve 12-15 ay arasında, en geç
de 2 yaşında kesilmelidir. Bebeğe ek gıdalar vermeye başlarken
bir sağlık kurumuna danışılmalıdır.
Meme bakımı gerekli mi?
Memeleri her emzirmeden önce temizlemeye gerek yoktur. Anne sütü
bebeği hastalıklardan koruyucu o kadar çok madde içerir ki, bu
yolla kolay kolay mikrop bulaşmaz. Ayrıca, anne sütünün içinde
yağ ve koruyucu maddeler olduğundan meme başını temizlemek için
anne kendi sütünü kullanabilir. Her emzirmeden sonra meme başına
bir miktar anne sütü sürülmelidir.
Memeye karbonatlı su, sabun, krem gibi maddeler sürülmemelidir.
Bu maddeler sürülürse meme başının etrafındaki koyu renk deriden
salgılanan yağlı ve koruyucu doğal maddeler kaybolur ve meme
başında çatlaklar daha kolay oluşur.
Meme bakımı için önemli olan her emzirmeden önce ELLERİN
YIKANMASI'dır. Eller vücutta, evde, hastanede veya çevrede
bulunan her türlü mikrobu taşır.
Emziren bir anne ne yemeli, ne içmeli?
Emziren annelerin besin gereksinimleri gebe olmayan ya da
emzirmeyen kadınlardan daha fazladır. Ancak bunun bir kısmı
gebelikten arta kalan kilolardan karşılanır. Bu nedenle, emziren
annenin daha iyi besleneceğini ve sütünün artacağını düşünerek
aşırı tatlı ve unlu gıda alması gerekli değildir. Yalnızca
düzenli ve dengeli beslenmek yeterlidir. Düzenli ve dengeli
beslenme için her besin grubundan bir yiyeceğin öğünlerde
bulunmasına dikkat edilmelidir.
Bu besin grupları:
1. Unlu gıdalar: Ekmek, makarna, bulgur vb.
2. Et ve benzeri gıdalar: Et, yumurta, balık, mercimek vb.
3. Süt ve süt ürünleri: Süt, yoğurt, peynir, muhallebi vb.
4. Sebze ve meyveler: Ispanak, kabak, şeftali, portakal vb.
Emziren annenin kahve, çay ya da kola gibi içecekleri daha az
tüketmesi gerekir. Emziren anneler sigara kullanmaktan
kaçınmalıdır. Mutlaka içmek isterlerse, sigarayı emzirmeden önce
ya da emzirirken değil, süt verdikten sonra içmeleri uygun olur.
Alkol alımı da anne sütünün azalmasına neden olabilir. Emziren
anne alkol kullanmaktan kaçınmalıdır.
Emziren anne zayıflama rejimi yapabilir mi?
Emziren anneler emzirmeyen annelere göre çok daha kolay
zayıflarlar. Dolayısıyla rejim yapmasalar da doğumdan sonra ilk
altı ay boyunca genellikle ayda yarım ya da bir kilogram
kaybederler. Ancak, emziren her anne de zayıflamayabilir, hatta
bazı anneler zayıflamak yerine kilo alabilir. Ne kadar şişman
olursa olsun emziren bir kadının ayda iki kilogramdan fazla
kaybetmesi doğru değildir. Uygun olan annenin dengeli
beslenmesini bozmadan, aşırı yorulmamaya da dikkat ederek daha
fazla hareket etmesi ve jimnastik yapmasıdır.
Bebeğin altı nasıl değiştirilir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları, özellikle uzun süre ıslak
kaldığından çabuk tahriş olur. Bu nedenle, bebeğin bezinin 3-4
saatte bir değiştirilmesi gerekir. Genel olarak bebeği
emzirdikten sonra altını değiştirmek uygundur. Her değiştirmede
bebeğin altı su ile de temizlenmeli ve kurulanmalıdır. Kızlarda
bu temizliğin önden arkaya yapılması önemlidir. Bezi
değiştirilirken bebeğin altının bir süre açık kalması iyi olur.
Bebeğin altına bağlanmak için çeşitli bezler vardır. Anne kağıt
bezleri daha pratik bulabilir. Pamuklu bezler de çok iyi
durulanmak koşulu ile sorun yaratmadan kullanılabilir.
Göbek bakımı nasıl yapılmalıdır?
Bebeğin bağlanmış olan göbeği 5-10. günlerde kendiliğinden
düşer. Bu süre bazen 4 haftaya kadar uzayabilir. Göbek düştükten
sonra birkaç gün, günde 1-2 kez göbek yarasına alkol emdirilmiş
bir gazlı bez ya da alkole batırılmış ucu pamuklu hazır çubukla
dokunulmalıdır. Bebek bezinin kıvrılarak göbek altında kalmasına
dikkat edilmelidir. Böylece göbek idrarları ıslanmayacak, hava
ile temas etmesi sağlanacaktır. Göbek tozu, pudra ve benzeri
maddeler kullanılmamalıdır. Göbeğin kuru tutulması, idrarla
temas etmesinin engellenmesi önemlidir. Göbek çevresinde
kızarıklık, göbekten kanama ya da akıntı gözlenirse mutlaka bir
sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebek nasıl giydirilmelidir?
Bebek sıcak tutacak şekilde giydirilmelidir. Ama çok da kalın
giydirilirse terler, cildi kızarır. Teri emen pamuklu kumaşlar,
içinde naylon bulunan giyeceklerden daha iyidir. Bunlar cildin
havalanmasına da yardımcı olur. Soğuk mevsimlerde, pamuklu iç
giysilerin üzerine yünlü giysiler giydirilebilir. Bebek
giysilerinin içinde rahat hareket edebilmelidir. Dar
giyeceklerden kaçınılmalı ve üste giydirmemeye dikkat etmelidir.
Bebeğin sıkı kundaklanması bebeğin nefes almasını, hareket
etmesini ve kalça ekleminin gelişmesini engelleyebilir. Sıkı
kundaklanmış bebeğin hastalık belirtileri yönünden de izlenmesi
zordur. Bu nedenle kundaklama doğru değildir. Emzirirken tutmayı
kolaylaştırmak için, bebek kolları örtülecek şekilde gevşekce
sarılabilir.
Bebek ilk günlerde nasıl yıkanmalıdır?
Yenidoğanın derisi koruyucu, kaygan bir madde ile kaplıdır ve
bunun tamamen temizlenmesi gerekli değildir. Yenidoğanı yıkamak
için göbeğin düşmesi beklenebilir. Bu arada hergün yüzü ve
vücudu silinerek temizlenir, iç çamaşırları değiştirilir. Göbek
düştükten sonra bebeğin hergün banyo veya leğende yıkanması ile
pişikler ve deri hastalıkları önlenir. Bebeği yıkarken bir kişi
yardımcı olmalıdır. İlk 1-2 haftada yıkama için kullanılacak su
önceden kaynatılmış ve ılıtılmış olmalıdır. Bebeği yıkarken yüzü
aşağıya bakacak şekilde, göğüs ve karnından kavranarak
tutulabilir. Sırtüstü tutuluyorsa, başını elle desteklemek
gerekir. Bebek şampuanları ve sabunları ya da beyaz sabun
kullanılabilir. Bebeğin iyice durulanması ve kurulanması
önemlidir. Banyo yapılan odanın ısısı 24-25°C sıcaklıkta
olmalıdır.
Bebek soğuktan nasıl korunmalıdır?
Bebek için en uygun ortam ısısı 22°C ile 26°C arası odadır.
Ortam çok sıcak (29°C'nin üzerinde) değilse bebeğe bir kaç kat
giysi gildirilmesi uygundur. Bunun için zıbın, fanila ve bebek
bezi üstüne giydirilmiş pijama ya da tulum yeterlidir. Böyle
giyinmiş bir bebeğin yatarken üzerinin örtülmesi kucağa
alındığında da örtüsüne sarılı olarak tutulması uygundur.
Bebekler 2-3 aylık olana kadar çevredeki ısı değişikliklerinden
çabuk etkilenirler. Açık kapı ve pencerelerden hava akımı
olmamasına dikkat edilmelidir. Ayrıca bebek sobaya çok yakın
yatırılmaz. Bebeğin yüzü kızarmışsa çok ısınmış olabilir. Soluk
veya mor olması ise üşüdüğünü gösterir. Bebeğin ensesine
dokunularak ısısı değerlendirilebilir. Ortam sıcak ise bebeğin
giysileri ve örtüleri hafifletilir. Serin ortamda ise başlık ve
eldiven giydirilir.
Bebeğin yatağı nasıl olmalı ve bebeği nasıl yatırmalıdır?
Bebeğin yatağını seçerken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar
vardır. Örneğin, yatak zemini sert olmalı, parmaklıklar arası
mesafe 7 cmÕden fazla olmamalıdır. Parmaklıklar arası geniş
olursa bebeğin başı bunlar arasına sıkışabilir. Sert pamuklu
veya yünlü döşekler yeğlenmelidir. Yastık kullanılmaz. Yorgan
seçiminde elyaflı ya da kuştüyü ile doldurulmuş yorganlar yerine
pamuklu ve yünlüler kullanılmalıdır. Bebekler yan ya da sırtüstü
yatırılabilir. Beslendikten hemen sonra bir müddet yan yatması
daha uygundur. Başın yatış pozisyonu sık sık değiştirilmelidir.
Hep aynı tarafa yatarsa başta şekil bozukluğu oluşabilir.
Bebeğin yanında sigara içilmesi zararlı mı?
Bebeğin yanında sigara içilmesi zararlıdır. Yanında sigara
içilen bebeklerde daha fazla solunum yolu hastalıkları olduğu
saptanmıştır.
Yanlarında sigara içme, büyük çocuklar için de zararlıdır.
Çocukların yanında, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, sigara
içilmemelidir.
Sağlam çocuk kontrolleri nasıl ve ne zaman yapılır?
Bir bebeğin sağlıklı büyüyüp büyümediği vücut ağırlığı ve boyu
ölçülerek kontrol edilmeli ve aşıları yapılmalıdır. Doğumdan
sonra ilk 7 gün içinde kontrollere başlanması çok iyi olur.
En geç bir ay içinde her bebek kesinlikle ilk kontrole
getirilmelidir. Ondan sonra 4. aya kadar ayda bir ve 6. aydan
itibaren 1 yaşına kadar 3Õer ay aralıklarla kontroller
sürdürülür. Ancak doktoru gerekli görürse daha sık kontrole
çağırabilir.
Bebek altı aylık olana kadar hangi aşılar yapılır?
Bebek doğar doğmaz, ya da ilk 1-2 ay içinde verem aşısı yapılır.
Eğer hastanede yapılmadıysa, bu aşı Verem Savaş Dispanserlerinde
yaptırılabilir. Daha sonra 2. ayda difteri, boğmaca ve tetanozu
içeren ÒKarma AşıÓ ile ÒÇocuk FelciÓ aşısı yapılır ve bu aşılar
en az 1, en geç 2 ay aralar ile 2 kez daha uygulanır. Üç doz
karma aşı ile çocuk felci aşısının İlk 6 ayda tamamlanması
gerekir. Bu aşılar bebeğin takip edildiği Sağlam Çocuk
Polikliğinde, Ana Çocuk Sağlığı MerkezleriÕnde ya da Sağlık
Ocaklarında yaptırılabilir. Bu aşı programına B hepatiti aşısı
ile hemofilus influenza B (Hib) aşısının da eklenmesi
yararlıdır. Ancak bu iki aşı ücretsiz olarak yapılmamaktadır.
Bebek geceleri çok sık uyanırsa ne yapmalıdır?
Bebeğin geceleri çok fazla uyanması farklı nedenlerden olabilir.
Bebek geceleri beslenmek için uyanmanın dışında ortam ısısından
rahatsız olduğu için veya gündüz fazla uyumuş olduğundan
uyanabilir. Bazen de uyanmanın nedeni belirlenemez. Bebeğin gece
anneye yakın hatta aynı odada yatması iyi olur. Bu kendini
güvende hissetmesi açısından önemlidir. Alışık olduğu yorgana
sararak yatırma, yatırırken okşayarak konuşma, ışığı söndürmeden
önce bebeğin yanında biraz kalıp ninni söylemek gibi yöntemler
bebeğin uykuya dalmasını kolaylaştırabilir ve daha rahat
uyumasına yardımcı olabilir. Gece boyunca bebekler sık sık
gözlerini açarlar, el ve kollarını hareket ettirirler.
Ağlamıyorsa bebeğe uyurken sıkça dokunmaktan kaçınılmalıdır.
Bebek geceleri geç saatte uyuyor ve bunu bir saat öne almak
istiyorsanız, her gece 5 dakika önce yatırarak istenen zamana
ulaşabilirsiniz.
Bebek çok fazla uyuyorsa normal midir?
Bebek yeni doğduğu dönemde beslenme süreleri dışında sürekli
uyursa bu normaldir. Uykusu hafiftir. Uyurken yüzünde ve
vücudunda sık olarak kendiliğinden olan hareketler gözlenir.
Büyüdükçe uyanık kaldığı zamanlar uzar. Her bebeğin yapısı
farklıdır. Bazı bebekler fazla, bazıları ise daha az uyurlar.
Bebekler neden hep ağlar?
Geleneksel iletişim yöntemi olan göz göze temas dışında bebeğin
derdini tek anlatma yolu ağlamaktır. Aşırı sıcak veya soğuk,
altının kirli olması, giysilerinin rahatsızlık vermesi, ağrı,
bebeğin ağlamasına yol açar. Ev koşullarında ya da bakımda bir
değişiklik de bebeği etkiler. Bebek annenin işte çalışmaya
başlamasına alışamamış olabilir. Bebeğin bu tür değişikliklerle
aniden karşılaşmamasına çalışılmalıdır. Bazı bebekler, hiçbir
neden olmadan, genellikle akşam saatlerinde sürekli ağlarlar.
ÒÜç ay koliğiÓ denilen bu ağlama krizleri bebek 2-3 haftalık
iken başlar, genellikle 3. ayda kesilir. Bebeğin sağlığını
etkilemez ve tedavi gerektirmez. Bebeğinizin neden ağladığı ile
ilgili şüpheleriniz varsa, kendinize şu soruları sorunuz: Bebek
yorgun mu? O gün çok mu misafir geldi? Bebeğin altının değişmesi
mi gerekiyor? Bebeğin beslenme zamanı mı gelmiş? Bebek çok sıcak
ya da çok soğuk bir ortamda mı bulunuyor? Bebeği giysileri
rahatsız mı ediyor? Evde huzursuzluk mu var? Öncelikle, bu
durumlar varsa ortadan kaldırmak gerekir. Bebeğin ateşi mi var?
Döküntüsü mü var? Dışkısı her zamankinden farklı mı? Sıçrar
tarzda ya da yıldırım çarpmış gibi hareketler yapıyor mu? Bunlar
hastalık belirtisi olabilir. Bunlardan hiçbiri yoksa sorun çoğu
zaman ÒkolikÓtir.
Bebek çok fazla ağlıyorsa ne yapmalıdır?
Şiddetli ve nedeni açıklanamayan ağlama her gün çoğunlukla aynı
saatte meydana geliyorsa bebekte ÒkolikÓ ya da Ògaz sancısıÓ
diye bilinen bir durum olabilir. Koliğe tam olarak neyin sebep
olduğu bilinmemektedir. Ancak bu durum genellikle bebek 3 aylık
olduğunda kaybolur. Ò3 ay sancılarıÓ da denilen bu durum ağlama
kirizleri biçiminde ortaya çıkar. Kolik için etkili bir ilaç
bilinmemektedir. Ancak bebeğe hergün banyo yaptırmak, ağlama
krizi sırasında karnına sıcak havlu koymak, kucakta taşımak ve
taşırken sakinleştirici ninni ve benzeri şarkılar mırıldanmak en
etkili yöntemlerdir.
Bebek kabız olunca ne yapılır?
Anne sütü ile beslenen bebekler genellikle yumuşak kıvamda ve
sık dışkı yaparlar. Normal bebekler ilk ayda günde 8-10 kez
dışkı yapabilirler. Kaka, sarı-yeşil renkte ve biraz sulu
olabilir. Kıvamlı parçalar içeriyorsa ve miktarı fazla değilse
normaldir. Ancak anne sütü alan bazı bebekler ise 2-3 günde bir
dışkı yaparlar. Dışkının kıvamı sert değilse bu bir sorun
oluşturmaz. Bebeklerin dışkılama sırasında zorlanmaları,
yüzlerinin kızarması da normaldir.
Ancak, keçi kakası gibi sert ve tane tane dışkılama kabızlık
işaretidir. Bu durum, bebeğin yeterli beslenmemesi ya da az sıvı
alması gibi nedenlerden kaynaklanabilir. Kabızlıkta dışkı
yaparken zorlanma, makatta çatlaklara yol açabilir. Bu durumda
dışkıda çizgi şeklinde kan görülür. Kabızlığın tedavisi için
bebeğin sık aralarla beslenmesi gerekir. 4 aylıktan büyük, ek
gıda almakta olan bebeklere ÒsuÓ ve Òposa bırakan sebze ve meyve
püreleriniÓ bolca vermek gerekir. Makata yumuşatıcı veya ağrıyı
azaltıcı kremlerin sürülmesi de yararlı olabilir. İnatçı
kabızlık durumlarında zeytinyağı vb. ev ilaçlarını kullanmaya
başlamadan önce sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Bebeklerde pişik neden olur, nasıl önlenir?
Bebeklerin bacak araları ve kalçaları ne kadar dikkat edilirse
edilsin tahriş olabilir. Pişikleri önlemek için bebeğin bezi 3-4
saatte bir değiştirilmeli, pamuklu bez kullanılmalı, bezler
sabunla yıkanmalı ve çok iyi durulanmalıdır. Çoğu kez bu tahrişi
kolay iyileşir. Pudra kesinlikle kullanılmamalıdır. Kağıt bezler
pişik olduğunda kullanılmamalıdır. Çünkü tahriş bundan da ileri
geliyor olabilir. Oda sıcaksa hergün 1-2 saat bebeğin altının
açık tutulması bez tahrişini önler ve tahriş olmuş derinin çabuk
iyileşmesine yardımcı olur. Derinin plastik maddelerle teması
engellenmelidir. Eğer pişik bu önlemlere rağmen geçmiyorsa bir
sağlık kuruluşuna danışılmalıdır. Bebeğin çamaşırları deterjan
yerine sabun tozu ile yıkanmalı ve iyice durulanmalıdır. Bebeğin
aşırı sıcak tutulması da pişiklere neden olabilir.
Pamukçuk olan bebeklere ne yapmak gerekir?
Bebeklerde pamukçuk sık rastlanılan bir sorundur. Ağızda
özellikle yanak içlerinde noktalar ya da tabaka şeklinde
görülür. Anne sütü ile beslenen bebeklerde daha az görülür. Ağrı
olduğu için bebeğin beslenmesi bozulabilir. Bu durumda ağız
içinin önceden kaynatılmış ılık su ve gazlı bez ile temizlenmesi
önemlidir. İlaç kullanılması gerekebilir.
Yenidoğan bebeklerde sarılık neden olur, bu durumda ne
yapmak gerekir?
Yenidoğan bebeklerin yaklaşık yarısında ilk 2 günden sonra
sarılık gelişir. Çok hafif ve birkaç gün süren sarılık durumları
dışında sarılıklı bebekler mutlaka bir doktor tarafından
değerlendirilmelidir.
Bebeğin ateşi nasıl ölçülür?
Çok az sayıda bebek hiç ateşlenmeden büyür. Vücut ısısının
normalin üstüne çıkması olarak tanımlanan ateş, genellikle bir
hastalık belirtisidir. Ateş vücudun hastalık yapıcı etkenlere
karşı savunma yaptığının bir göstergesidir ve bu anlamda iyi bir
işarettir. Bebek bir aydan küçükse ateş çok önemli bir bulgu
olabilir. Bu nedenle ayrıntılı değerlendirme gerektirir. Vücut
ısısının 38-39 derece (38 - 39°C olarak da belirtilir) olduğu
durumlarda bebek yakından izlenmeli, ateş 24 saatte düşmüyorsa
mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Ateşin 39°C ya da
daha fazla olduğu durumlarda vakit geçirmeden bir doktora
başvurmalıdır. Bebeklerin vücut ısılarını kontrol etmek için
kısa, yuvarlak uçlu civalı termometreler (dereceler) kullanılır.
Termometrenin okunması kolay değildir. Bu nedenle ihtiyaç
duymadan önce derecenin kullanılması öğrenilmelidir. Bunun için
derece civalı ucu açıkta kalmak üzere baş ve işaret parmakları
arasında tutulur ve yavaşça döndürülerek civa sütunun üst ucu
görülmeye çalışılır. Civa sütununun ucundaki değer vücut ısısını
gösterir. Bebeğin ateşini ölçmek için aşağıdaki adımlar
izlenmelidir.
1. Termometre silkelenerek civa kolonunun üst ucunun 35°CÕnin
altına gelmesi sağlanır. (Dikkat! Dereceyi çarpmayın kolayca
kırılır ya da içindeki civa taşıyan ince kolon kısmı bozulur).
2. Derecenin ucu sabunlu su ile yıkanır ve civa haznesi bulunan
ucuna kaygan olması için az miktarda vazelin ya da yağlı bir
krem sürülür.
3. Bebek yüzükoyun sert bir zemin üzerine yatırılır. Bebek küçük
ise kucakta aynı şekilde tutulur (Ateş ölçümü sırasında bebeğin
hareket etmesi engellenmelidir).
4. Bir elle bebeğin kalçasının üstünden sıkıca bastırılır.
5. Diğer elle derece 2. ve 3. parmaklar arasında tutularak
yavaşça civa haznesi bulunan ucu makattan içeri yaklaşık 1.5
santimetre itilir. 2 dakika beklenir ve derece yavaşça yerinden
çıkarılır.
İshal nedir, bebek ishal olunca ne yapmak gerekir?
Bebeğin kakası yaşına ve beslenmesine göre değişmektedir.
Genelde anne sütü ile beslenen bebekler ilk aylarda günde 8-10
kez püre kıvamında sarı renkli kaka yaparlar. İkinci ve üçüncü
aylarda kaka sayısı azalır. Ek gıdalara başlandığında ise
renginde ve kıvamında değişme olur.
Bir kez su gibi dışkılama endişe yaratmamalıdır. Ancak
bebeklerin her zamankinden daha fazla sayıda ve su gibi kaka
yapmalarına ishal denir. Bu durum yakından izlem ve
değerlendirme gerektirir. İshal barsak yüzeyinin zedelendiği
durumlarda ortaya çıkar. Kaka su gibidir. Çünkü bebeğin aldığı
besinler barsaklarda yeterince sindirilip emilmez. Ayrıca
zedelenen barsak yüzeyinden sıvı kaybı olur. Tuz ve diğer
madensel maddeler bu sıvı ile birlikte vücuttan kaybolur. Bu
kayıplar bebeğe aşırı şekerli sıvılar verildiğinde daha da
artabilir.
İshalde en önemli tedavi vücuttan kaybedilen su ve tuzun yerine
konmasıdır. Bunun için anne sütü alan bebeklerde emzirme sıklığı
arttırılmalı, ek gıdalarla beslenen bebeklerin ise sulu gıda
alımı arttırılmalıdır.
İshal olan bebeklerde yukarıdaki önlemler alındıktan sonra zaman
kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Düzenli kontroller dışında bebeğin hemen doktora
götürülmesini gerektiren durumlar nelerdir?
İyi bakılan bebekler de hasta olabilir. Bebeklerde görülen
hastalıkların çoğu erken tanı ve tedavi ile düzelen
hastalıklardır. Bunun için bazı belirtiler farkedildiğinde vakit
geçirmeden bebek, bir sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Ateşli
durumlar ve ishal bunların başında gelir. Ateş çok yüksek (39°C)
olmasa da öksürük ve hızlı solunum ile birlikte ise hemen doktor
muayenesi gerektirir. Havale (istemsiz hareketler), bayılma
(şuur kaybı), aşırı kusma (günde 3-4 kereden fazla ve bol),
sürekli şiddetli ağlama, morarma ya da aşırı solgunluk, idrar
yapamama, dışkıda kan bebeklerde sık olmasa da rastlanabilen ve
acil değerlendirme gerektiren durumlardır.
Lohusalıkta anne kendisine nasıl bakmalıdır?
Doğum sonu kanamanın azalması için rahim, karından tutularak
sıkıştırılmalı, karına masaj yapılmalıdır. Doğal olarak ilk
günlerde kanlı, sonra pembe, daha sonra kahverengi akıntı olur.
Birkaç haftadan sonra beyaz akıntı başlar. Doğumdan sonra
olabilecek en erken zamanda ayağa kalkmak ve hareket etmek kan
dolaşımı için olduğu kadar barsakların iyi çalışması için de
yararlıdır. Ancak lohusa yine de çok yorulmamalıdır. İlk
günlerde istirahat etmemek, kanamaya ve ağrıya yol açabilir.
Doğumdan hemen sonra ağrı varsa, ağrı kesici ilaçlar
kullanılabilir. Ateşlenme hissedilirse derece ile ölçülmelidir.
Yüksek ateşte (38 derece) kesinlikle doktora danışmak gerekir.
İlk iki gün içinde dışkılama olabilir. Olmazsa kabızlığı
önleyici yöntemlere başvurulmalıdır.
Emzirme sırasında annenin rahat oturması için yardım
edilmelidir. Oturmak istenmiyorsa yan yatarak da bebek
emzirilebilir. Emzirmenin başlangıcında memeler acıyabilir.
Bebek doğru emiyorsa bu acı giderek azalır ve bebek emdikçe
tümüyle geçer. Bebek memelerdeki sütü boşaltacak şekilde sık sık
emzirilirse, memelerde süt birikimine bağlı anneyi rahatsız
edecek şişlikler kızarma ve ağrı olmaz. Olduğu takdirde sütü
boşaltmak, emzirmeden önce sıcak su ile pansuman ya da banyo
yapmak emzirdikten sonra memelere soğuk su ile pansuman yapmak
şikayetleri azaltır.
Doğum sonu lohusanın kontrolu niçin önemlidir? Ne zaman
yapılması gerekir?
Her annenin doğum yaptıktan sonra kendi sağlığı açısından
kontrol edilmesi gerekir. En az bebek kadar onu dünyaya getiren
annenin sağlığı da önemlidir.
İlk iki ay (60 gün) içinde lohusanın doğum sonu kontrolü
yapılmalıdır. Muayene yapılarak annenin sorularının
cevaplanacağı bu doktor kontrolü ihmal edilmemeli olabildiği
kadar erken zamanda yapılmalıdır.
Doğum sonu dikişlerin bakımı nasıl yapılır?
Dikişler için en iyi bakım temizliktir. Tuvalette taharetlenme
her zaman ön taraftan (idrar yapılan yer) arka tarafa (makat)
doğru yapılmalıdır. Makat çevresinde bulunabilecek dışkı
mikropları dikişlere ya da idrar borusuna ulaşırsa
iltihaplanmaya neden olur. İltihaplanan dikişler kaynayamaz ve
yara açılır. Kızarıklık, şişlik ve aşırı ağrı dikişlerin atma
belirtisidir. Dikişler atınca açılan yara temizlenmelidir.
Açılan yara tekrar dikilebilir. En iyisi hiç açılmaması için
dikişlerin temiz tutulmasıdır. Doğumdan sonra yıkanmanın
dikişlere bir zararı olmaz. Sabunlanmış elle temizlik
yapılabilir. Sonra, dikiş bölgesi su ile durulanmalı ve her
zaman kurulanmalıdır. Kurulanma, temiz tuvalet kağıtları ile
yapılmalı, kağıt atılmalıdır. Her seferde ayrı ve temiz bir bez
kullanılamayacağı için bezle kurulama doğru değildir. Temizlik
için rivanol ya da tavsiye edilen başka ilaçlı sular da
kullanılabilir. Ancak nasıl temizlenirse temizlensin dikiş
bölgesi her zaman kurulanmalı, ıslak kalmamalıdır. Önemli başka
bir nokta da kullanılan hijyenik bağların çok sık
değiştirilmesidir. Uzun süre kalan hijyenik bağlar da
iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile hijyenik
bağlar da iltihaplanmaya neden olabilir. Kanama olmasa bile
hijyenik bağ en fazla 6 saatte bir değiştirilmelidir. Bu dönemde
hazır hijyenik bağların kullanılması daha kolay ve güvenlidir.
Doğumdan sonra anne ne zaman yıkanabilir?
Anne, kendini yıkanabilecek gibi hissettiği her an yıkanabilir.
İlk yıkanmalar ayakta ve duş şeklinde ya da su dökünerek
olmalıdır. Su dolu leğene ve küvete oturmadan sık sık
yıkanabilir. Normal bir doğumdan 24 saat sonra da banyo
yapılabilir. Sezaryen doğumdan sonra genellikle dördüncü günde
dikişler alınır ve ertesi günü yıkanabilir.
Doğum sonrası dönemde anne nasıl beslenmelidir?
Doğumdan sonra anne bebeğini emzirirken gebelik öncesi döneme
göre hergün en az 1 litre daha fazla su ve sulu gıdalar, 2 tane
meyve ya da 2 tabak sebze yemeği, 3 dilim ekmek ya da 1 bardak
süt ile beslenmesine ilave yapmalıdır. Gebelikte aldığı kan
hapları doğumdan sonra bir ay daha kullanılır. Eski ağırlığa
hemen dönmek için acele edilmemelidir. Annenin eski kilosuna
kavuşması altı ay sürebilir. Anne şişmansa her ay iki
kilogramlık bir ağırlık kaybı olabilir. Süt salgısı bundan
etkilenmez. Ayda iki kilogramdan daha fazla zayıflama diyeti
uygulanmamalıdır. Ancak unlu, yağlı besinlerden fazla yememeye
dikkat edilmelidir.
Lohusa doğum sonu kabızlıktan nasıl kurtulabilir?
Kabızlığı ortadan kaldırmak için jimnastik yapmak yararlıdır.
Ayrıca 3 - 4 porsiyon sebze ve meyve yemek, kabukları ile
yenebilecek sebze ve meyvaları kabuklarını soymadan yemek
kabızlıktan kurtulmak için faydalıdır. Kuru baklagil (mercimek,
fasulye, nohut) ve kepekli ekmek yemek, aç karnına 1 bardak ılık
su veya kayısı suyu içmek de yararlıdır. Beyaz ekmek, makarna,
pirinç, az yağlı besinler, yeterince sıvı içilmemesi, dengesiz
beslenme, fazla çay ve kahve tüketimi kabızlığı arttırdığı için
bunlardan kaçınılmalıdır.
Doğum sonu bel ağrısı olursa neler yapılmalı?
Gebelik sırasında fazla hareket yapılmaması sonucu zayıflayan
kaslar doğum sonu bel ağrısının bir nedenidir. Jimnastik
yapmakla bu ağrılar ortadan kalkabilir. Ayrıca fazla kilolar da
ağrı nedenidir. Gebelikte ve doğum sonrasında aşırı kilo
almamaya ve dengeli beslenmeye dikkat etmek gerekir. Bel
ağrısını önlemek için ağır yük taşımamaya, yerden birşey alırken
beli dik tutup dizleri kırarak çömelmeye özen gösterilmelidir.
Bebeği kucağa alırken veya altını değiştirirken belden eğilmemek
bunun için bebeğin altını ya da çamaşırını değiştirmek için
uygun yükseklikte masa kullanmak ya da babadan yardım istemek
gereklidir.
Doğumdan sonra lohusa nasıl formuna dönebilir?
Doğum sonu yapacağınız hafif hareketlerle en erken üç ay sonra
eski formunuza dönebilirsiniz, ama karın kaslarının eski halini
alması daha uzun süre alır. Sezaryen doğum yapanlar karın
hareketlerine iki hafta sonra başlamalıdırlar.
Aşağıdaki hareketleri her gün giderek artan sayıda
tekrarlarsanız bedeniniz belirli bir forma ulaşacaktır. Ama
hiçbir hareket için kendinizi zorlamayın. Yeterince istirahat
ettikten ve bedeniniz gerekli güce eriştikten sonra daha önce
rahatlıkla yapamadığınız beden hareketlerini yeniden
deneyebilirsiniz.
1. İlk günlerde: Her saat başı ayak bileğini öne ve arkaya doğru
bükerek kan dolaşımınızı kolaylaştırın.
2. Yine ilk günlerde: Dizleriniz bükük halde sırtüstü yere
yatarak nefes alırken bütün gücünüzle karnınızı içeri çekin ve
10Õa kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
3. İlk haftanın sonunda: Sırtüstü uzanın, dizlerinizi bükün ve
ayak tabanlarınızı yere basın. İdrara tutar gibi kaslarınızı
sıkın ve içinize doğru çekin. Bu halde kalın ve 10Õa kadar
sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
4. İkinci haftanın sonunda: Sırtüstü yatıp dizlerinizi bükün.
Ayaklarınız yerdeyken kollarınızı karnınızda kavuşturun ve
ellerinizle karnınızı itin. Başınız ve omuzlarınızla vücudunuzu
kaldırmaya çalışın. 10Õa kadar sayın. Rahatlayın. Tekrar yapın.
5. Üçüncü haftanın sonunda: Sırtüstü yatarken dizlerinizi bükün.
Bacaklarınızı hafifçe ayırın. Kollarınızı öne uzatarak dik
olarak oturun. Dengeyi bozmadan bacaklarınızı hafifçe uzatın.
Sırtınızı geriye doğru kaydırın ve 10Õa kadar sayın. Kollarınız
öne doğru gergin dururken, rahatlayın ve hareketi tekrar yapın.
Harekete alıştıktan sonra kollarınızı dizlerinize doğru uzatarak
sırtınızı yere daha çok yaklaştırabilirsiniz.
Doğumdan sonra ne zaman cinsel ilişkide bulunulabilir?
Sezaryenle olsun normal doğumla olsun doğum sonu kanaması
tümüyle bitmeden ilişkide bulunmak doğru değildir. Genel olarak
döl yolunun iltihaptan koruyucu ortamı kanama sırasında
etkilenir, mikropların üremesi kolaylaşır. Doğumdan sonra rahim
de kolay iltihaplanır.
Bu nedenle kanamanın bitmesini beklemek, iltihaplı
hastalıklardan korunmak için doğru bir davaranıştır. Kanama ve
doğum sonu kanlı akıntılar kesilmiş, doğum kanalı iyileşmişse ve
ağrı hissedilmiyorsa cinsel ilişkinin genellikle sakıncası
yoktur. Ancak emzirilmiyorsa ilk 25 günde yumurtlama olabileceği
bu nedenle de gebelikten korunmak gerektiği unutulmamalıdır.
Doğumdan sonra ne zaman adet görülür? Düzensiz adet
görülürse ne yapılmalıdır?
Doğumdan sonraki ilk bir iki ayda Òkırk sonuÓ da denilen adet
kanamasına benzer bir kanama olabilir. Bu kanamanın olması artık
adetlerin mutlaka düzene gireceğini göstermez. Bebek yalnız anne
sütü ile besleniyorsa genellikle ilk altı ayda adetlerin
başlaması ve düzenli olması beklenmez. Bu durumda telaşlanmamak
gerekir, zamanla düzene girecektir. Uzun bir süre, 18 aya kadar
adet görülmediği de olabilir. Daha da gecikirse veya anne
emzirmediği halde adetleri düzensiz olursa doktora başvurmak
doğru olur.
Doğumdan sonra gebelikten korunmak gerekir mi?
Hemen yeni bir gebelik istemeyen her çift uygun gördükleri en
kısa zamanda korunmaya başlamalıdır. Her çiftte gebelik
olasılığı farklıdır, ama doğum yapmış olmak, her an başka bir
gebeliğin de olabileceğini düşündürür.
Bu gebelik, kısırlık tedavisi sonunda güçlükle elde edilmiş de
olsa, aynı sorunun devam edip etmediği belli olmaz. Hemen çocuk
istense bile bir süre ara vermek gerekir. İki doğum arasında iki
yıldan az olursa sağlık ve yaşam niteliği açısından iki çocuğun
da olumsuz olarak etkilenebildiği, annenin de zorluklarla
karşılaştığı bilinmektedir.
Bu nedenle doğum ister sezaryen ister normal yolla olsun,
çiftler en az bir yıl gebelikten korunmalıdır. Bu sürenin üst
sınırı yoktur.
Doğumdan sonra hangi yöntemlerle korunmak uygun olur?
Doğum sonrası gebelikten korunmak için bütün yöntemler
kullanılabilir. Kişinin ve yöntemin özellikleri bilinerek seçim
yapılırsa istenmeyen etkiler en aza indirilebilir.
Doğum kontrol yöntemleri zararlı olmamaları için uzun süren
araştırmalar sonucu geliştirilmişlerdir. Ancak çeşitli
özellikleri, kullanan kişiyi etkileyebilir. Pek çok yönteme ait,
özellikle kullanmayanlar tarafından yayılan dedikodular vardır.
Bunların çoğu yöntemin özelliklerine bağlı beklenen etkilerdir.
Bazıları ise asılsız söylentilerdir. Bu söylenenlerin
doğruluğunu uzmanlara sorup danışmak gerekir. Gebelikten
korunmak için kullanılan hap, rahim içi araç, kılıf, diyafram,
kola takılan çubuklar, kadında ve erkekte tüplerin bağlanması
gibi yöntemlerin pek çok özelliği vardır.
Rahim içi araç (spiral), hazneden yalnız ipliği hissedilebilecek
şekilde rahime sağlık personelince yerleştirilen plastik, küçük
bir araçtır.
Prezervatif, (kılıf) ilişkide erkeğin sertleşen penisine takarak
kullandığı ince lastikten bir kılıftır.
Diyafram, ilişkiden önce kadının rahim ağzına taktığı küçük,
yuvarlak, ince lastikten bir araçtır.
Doğum kontrol hapları, kadınların cinsiyet hormonlarını içeren
ve hergün yutulması gereken haplardır.
Kadında tüplerin bağlanması, (tüp ligasyonu)
Erkekte kanalların bağlanması, (Vazektomi) kalıcı yöntemlerdir
ve kolay bir ameliyatla uygulanabilirler.
Kola takılan çubuklar (Norplant) hormon içeren yeni bir
yöntemdir ve beş yıl süreyle korur. Bu özellikler kadın ve erkek
kullanacak kişilerin farklılığına göre sağlığı etkileyebilir.
Örneğin bebeğini emziren annelerin kullanabileceği doğum kontrol
hapı farklıdır. Bu durumda östrojen hormonu bulunmayan türde
haplar kullanılmalıdır. Aksi halde süt azalalabilir. Doğru
kullanılıp kullanılmadığına göre yöntemlerin koruyuculukları da
değişir. Kim hangi yöntemi kullanmak istiyorsa özelliklerini ve
nasıl kullanılacağını ayrıca öğrenmelidir. Birisi için uygun
olan bir başkası için uygun olmayabilir. Ama tüm yöntemlerin en
önemli yararları istenmeyen gebelikten korumaları, bu sayede de
gebelik korkusu ortadan kaltığı için cinsel hayatı zevkli hale
getirmeleri, kürtaj sorununu ortadan kaldırmaları ve yaşamı
kolaylaştırmalarıdır.
Doğumdan sonra ne zaman yöntem kullanmaya başlanabilir?
Doğumdan sonra bazı yöntemlerle hemen gebelikten korunmaya
başlanabilir. Örneğin tüpler bağlanabilir, rahime araç
takılabilir. Emzirmeyi engellemeyen özel bir hap kullanılmaya
başlanabilir. Kılıf kullanılacaksa ilk ilişkide kullanılır.
Doğumdan sonra, hastaneden çıkmadan rahim içi araç takılmamışsa,
kırkıncı günde (6.hafta) kanama olsun ya da olmasın bu uygulama
yaptırılabilir. Diyafram ve kola takılan çubuklar doğum sonu
altıncı haftadan sonra kullanılabilir.
Hangi doğum kontrol yöntemi en güvenli yöntemdir?
ÒKişi için hangi yöntem en iyi kullanılabilecekse o yöntem
güvenlidirÓ demek daha doğru olur. Kullanırken dikkat edilirse
tüm yöntemlerin güveninirliği artar. Ama yanlış kullanılırlarsa
gebelikten koruyamazlar. Örneğin haplar, kadında ya da erkekte
tüplerin bağlanması kadar güvenilir bir yöntemdir. Ancak
kullanmayı unutunca hapın güvenilirliği azalır. Aynı şekilde
kılıf ve diyafram her ilişkide kullanılmazsa gebelik olabilir.
Rahim içi araçların kullanımında kişinin bir çaba sarfetmesi
gerekmediğinden bu yöntemin gebeliğe karşı koruması kullanıcıya
göre genellikle değişmez. Bu nedenle herkeste koruma etkisi
fazladır. Ancak nasıl kullanılırlarsa kullanılsın
unutulmamalıdır ki en az koruyan yöntemlerin başında Òerkeğin
kendini korumasıÓ ya da Ògeri çekmeÓ denilen yöntem gelmektedir.
Emzirme gebelikten korur mu?
Doğumdan sonra ilk altı ayda, bebek anne sütünden başka bir
besin ile doyurulmuyorsa, anne adet görmedikçe gebelik riski çok
azdır. (İlk iki ayda olan kırk sonu kanaması, düzenli adet
görmeye başlamak değildir.) Bu durum sürdükçe ilk altı ayda
başka bir yöntemle korunmak için acele edilmeyebilir. Bu süre,
çiftin başka yöntemle korunmaya başlamak için bir aile
planlaması danışmanından bilgi alacağı geçiş dönemidir.
Emziren anne altı aydan önce adet görmeye başlarsa ya da bu
sürede bebeğe anne sütünden başka besin verilirse hemen
gebelikten korunmak gerektiği unutulmamalıdır. |