|
TÂLİM ve TERBİYE
BAKIMINDAN EŞİTLİK
Kadınların, talim ve terbiyesine ehemmiyet vermek ve erkeklere
yapılan tâlim ve güzel terbiyenin pek çoklarını aynî seviyede öğretmek
dini bir vecibedir. Fakat bütün talim ve terbiye Îslâm'ın emir ve
yasaklarına riâyet ederek her türlü meşrûiyet dahilinde olması şarttır.
İnsana bilmediğini sorup öğrenmesi farzdır. Bu farziyet insan olup
inanan erkek ve kadın her ferdin üzerine lâzımdır. Bir kadının müşkilini
yakınlarından olan erkeğin sorup öğrenmesi ve ona öğretmesi lâzımdır.
Fakat erkek olmazsa kadın kendisi meşru imkânlarla sorup öğrenmesi
lâzımdır.
Bu husus Kur'an'ı Kerimin pek çok ayetlerinde beyan edilmektedir.
Cümleden bir tanesi şu mealdeki âyeti celiyledir:
"Eğer bilmiyorsanız zikir erbabından (bilenlerden) sorun " (Nahl
Suresi, 43)
Hadis-i Şerifte Resûlü Ekrem (S.A.V.) Efendimiz şöyle buyuruyor :
"Ensar kadınları (Medineli müslümanların kadınları) ne iyi
kadınlardır. Haya (ve utanç) ları kendilerini, dinlerini öğrenmekten men
etmedi" (Buhari, Müslim)
Yukarıdaki âyeti Celiyle, erkek ve kadın bilmeyenlerin bilenlerden
sormalârının lüzumunu, Hadis-i Şerif de dîni bilgilerini öğrenen
kadınları methü senâ ediyor.
Şu halde İslâm'ın hükümleri gereğince, erkek ve kadın ilim ve irfan
için meşrû yollardan öğrenmeye gayret etmesi lâzımdır. Fakat yabancı
erkeklerden yalınız başına bir kadının ilim tahsil etmesi veya onsekiz
saatlik mesafede uzak olan yerlere kendinin yakın mahremlerinden bir
erkek kimsesi olmadan ilim tahsiline gitmesi, elbette İslâm'ın
yasakladığı haramlardandır.
Diğer bir Hadis-i Şerif de Rasulü Ekrem [S.A.V.] şöyle buyuruyor:
"İlim talep etmek (öğrenmek veya öğrenmeye çalışmak) her müslüman
üzerine farzdır." (Beyhaki)
Bu Hadis-i Şerifte Müslimin' kelimesinden sonra Müslimetin;
kelimesini de söylemek şöhret bulmuştur. Müslim-Müslüman erkek
demektir.' Müslimetin-Müslüman kadın, demektir. Her ne kadar Müslimetin'
lafzını söylemek meşhur olmuş ise de, Hadis-i Şerifin aslında yoktur.
Fakat mana itibariyle sahihdir. (Elmer'etü Beynelfıkhı velkanun, S. 29)
Yâni Müslüman erkeğe ne farz olursa. Müslüman kadına da aynı şey
farzdır.
Meselâ : Mükellef Müslüman erkeğe, îman farz, namaz farz, zengin
olursa, zekat ve hacc farzdır. Bunlar kadına da aynı farzdır. Ancak
kadına farz olan haccı eda edebilmesi için uzak mesafede ve sefer
müddeti olan memlekette ise, yanında kocası, babası, oğlan kardeşi ve
bunlara benzer ebediyen nikahlanması haram olan bir erkekle gitmesi
şarttır. Kezâ orucun farzlığı da aynıdır. Ancak kadın orucu tutacağı
zaman ana halinde veya nifaslı olmaması şarttır. Bu mâniler olduğu
taktirde o günleri yer, temiz günlerinde kaza eder.
Her müslüman erkek ve kadına yapacağı dînî, dünyevi işlerin ve
vazifelerin hükümlerini, iyi ve fesat taraflarını öğrenmesi farz ve
lâzımdır. Aynı zamanda erkek çocuk olsun kız çocuğu olsun, kendilerine
farz olan vazifelerini öğretmekte baba ve analarına farzdır.
Erkek çocuğa ileride babalık vazifelerini, kız çocuğuna da analık
vazifelerini öğretmekte bu vecibelerdendir. Fakat bu hükümler İslâm'ın
beyan ettiği mecburiyet dahilinde ve meşru şekilde olması da şarttır.
Aksi halde İslâm'ın müsaade etmediği yollardan ve yollarla onlara ilim
adı altında sapıklık ve küfür öğretilebilir.
Ne yazık ki, bulunduğumuz asırda pek çok baba ve anaların veya
çocukların terbiyesi ile meşgul olanlar, İslâm'ın beyan ettiği şekilde
dînî, dünyevi. maddî manevi, dünya ve âhiretle ilgili her çeşit faydalı
ve zarûri bilgileri öğretmeyip veya öğrettirmeyip, şehvet ve göbekten
aşağıya hicap eden uçkur bilgileriyle meşgul ediyorlar.
Kadını ve kız çocuklarını vazodaki çiçek gibi muhafaza etmesi lâzım
gelirken kocası, babası veya başka yakınları dansda, baloda, pavyonda,
sinemada ve hatta sokaklarda cinci sapıklık ve insan nesline yakışmayan
hayvanî zevklerle hayatlarını öldürüyorlar. Ve böyle çirkin
hareketlerini îlân ve telkin etmekle meşgul ediyor veya ettiriyorlar.
Taklitçilik ve modacılık almış yürümüştür. İslâm'ın müsaadesi dahilinde
bulunacağı ve müslüman kadınlarını taklit edeceği yerde, küfrün ve
kâfirlerin îcat ettiği îmana ve ahlaka saldıran, insanları
hayvanlaştıran gayri meşru ve edep dışı modalar taklit ediyorlar.
O hale gelmiş ki, hayvanların her şeyi meydandadır. Sosyete ve moda
diye bedeninin her tarafını açmak için çareler arıyor ve açıyor. Yani
her şeyi meydanda olan hayvanlarla adeta yarışıyorlar.
Her müslüman, baba ve ana, dünyaya gelen çocuğuna dini bilgisini
öğretmesi her çeşit küfür tehlikelerinden korunma çarelerini öğretmesî
farzdır. Binaenaleyh bu çocuk, oğlan olsun kız olsun, ayırım yapmadan
meşrû yollardan dîni, dünyevi, maddi ve mânevi bilgileri öğretmesi
şarttır. |