Peygamberimiz Hazreti Muhammed ve sonra
gelen Müslümanlar da Kuran'ı çok iyi korumuş
ve çoğaltmışlardır. Kuran herkesin
anlayabileceği gibi apaçıktır. Kuran'ı
okuduğumuzda bunun Allah'ın sözü olduğunu
hemen anlarız. Günümüze kadar bozulmadan
gelmiş olan Kuran Allah'ın koruması
altındadır ve kıyamete kadar geçerli olan
tek kutsal kitaptır.
Bugün dünyanın her yerindeki Kuran'lar
birbirinin aynıdır, kelimesine hatta tek bir
harfine varıncaya kadar hiçbir farklılık
yoktur. Peygamberimizin yakın dostlarından
ve halifelerinden (yerine yönetici olarak
bıraktığı kişi) Hz. Osman'ın günümüzden 1400
sene önce yazdırdığı Kuran ile bugünkü
Kuran'lar arasında da hiçbir farklılık
yoktur. Hepsi birebir aynıdır. Demek ki
Kuran Peygamber Efendimize indirildiği ilk
günden beri hiçbir değişikliğe uğramadan
bugüne kadar gelmiştir. Çünkü Allah, Kuran'ı
kötü niyetli kimselerin değiştirmesinden,
bozmasından korumuştur. Allah Kuran'ı özel
olarak koruyacağını yine bir Kuran ayetinde
bizlere şöyle haber vermektedir:
Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz
indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten
Biziz. (Hicr Suresi, 9)
Allah bu ayette geçen "Biz" kelimesiyle
Kendisini kastetmektedir. Allah'tan başka
bir ilah yoktur, O'nun bir ortağı,
yardımcısı da yoktur. Allah herşeye gücü
yeten, sonsuz bilgi ve kuvvet sahibi, tek
olan ilahtır.
Allah Kuran'da Kendisi için bazı yerlerde
"Biz" bazı yerlerde "Ben" diye hitap
etmektedir. Kuran'ın asıl dili olan Arapçada
"biz" kelimesi tek bir kişi için de
kullanılır. Karşı tarafta güç, kudret ve
saygı hissi uyandırmak için. Aynı Türkçede,
karşıdaki bir kimseye, saygı amacıyla "sen"
yerine "siz" demek gibi. Artık kitabın
bundan sonraki bölümlerinde size surelerden
(yani Kuran bölümlerinden) ve ayetlerden
(yani Kuran cümlelerinden) örnekler
vereceğiz. Onlar en doğru sözlerdir. Çünkü
bizi yaratan ve bizi bizden daha iyi bilen
Allah'ın sözleridir.
Allah Kuran'da peygamberlerin hayatlarından
örnek almamızı bize bildirmiştir. Bu ayet
şöyledir:
Andolsun, onların (peygamberlerin)
kıssalarında temiz akıl sahipleri için
ibretler vardır. (Yusuf Suresi, 111)
Allah'ın bu ayette dikkat çektiği insan,
Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunu bilip ona
göre düşünen, aklını kullanıp Kuran'ı
anlamaya ve uygulamaya çalışan insandır.
Allah, peygamber gönderdiği topluluğu Kendi
emirlerine uymaktan sorumlu tutmaktadır.
İnsanlar da kendilerine Allah'ın mesajı
ulaştığı için ahirette hesap verirken hiçbir
bahane öne süremeyeceklerdir. Çünkü Allah'ın
elçileri gönderildikleri toplumlara,
Allah'ın varlığını ve insanlardan neler
yapmalarını istediğini anlatırlar. Böylece,
bu sözleri duyan kişilerin sorumluluğu
başlar.
Kuran'da şöyle bildirilmiştir:
Elçiler; müjdeciler (yani Allah'ın
ölümden sonra iyilere vereceği ödülle
müjdeleyenler) ve uyarıcılar (yani Allah'ın
ölümden sonra kötülere ceza vereceğini
söyleyenler) olarak (gönderildi). Öyle ki
elçilerden sonra insanların Allah'a karşı
(savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün
ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir.
(Nisa Suresi, 165)